— Bir koçun zihninden, benim ağzımdan—
Kimi zaman kendime şu soruyu sorarken yakalıyorum: “Kimsin sen?”
Bu soru kulağa basit gelir ama doğru kişinin elinde, doğru anda sorulduğunda, insanın iç dünyasını kökten sarsan bir kaldıraçtır. Koçluk pratiğimde, danışanla kurduğum o derin, kesintisiz, tanıklığa dayalı bağın merkezinde de tam olarak bu soru durur.
Ben kimim?
Bunu net biçimde tarif edebildiğim gün, koçluk masasına koyduğum varlık da kristal berraklığında oldu. ICF etik duruşunu, tarafsızlığı, merakı ve insan onuruna duyulan saygıyı taşıyan bir alan kuruyorum; danışanın tüm potansiyelini, tüm karmaşasıyla birlikte yanımda taşıyabileceği güvenli bir alan. Ama aynı zamanda meydan okuyan, aynalayan, yeri geldiğinde rahatsız eden… çünkü gelişim çoğu zaman konforun hemen dışında başlıyor.
Bir koçun zihninin sevdiği bir ayrıntı vardır: Gerçek dönüşüm, kişinin kendi sesiyle konuşmaya başladığı anda olur.
Bu yüzden bu yazı da tam olarak o noktaya hizmet ediyor.
Sana soruyorum…
Kimsin sen?
Kariyerindeki ünvan mısın?
Ailenin sana biçtiği rol mü?
Başarıların mı? Başarısızlıkların mı?
Yoksa gün içinde takındığın maskelerin toplamı mı?
Koçluk yolculuğuna başlayan herkes, önce kendini “yeterli, güçlü, hazır” hissetmek ister. Oysa hazır oluş, bir duygu değil; bir karar verme anıdır. Danışanlarımla çalışırken fark ettiğim şey şu: İnsan, kendini tanımaya karar verdiğinde zaten hazırdır.
İşte bu yüzden, kim olduğunu bilmek bir varış noktası değil; sürekli yeniden inşa edilen bir bilinç seviyesidir. Her seans, her farkındalık, her nefes bu cevabı biraz daha değiştirir. Bazen güçlenir, bazen kırılır, bazen yeniden şekillenir.
Benim işim, o cevaba eşlik etmek.
Onu senin yerine vermek değil, o cevabın içinden sana bakan gerçek yüzü görmen için alan açmak.
Mesleki kimliğimle konuşacak olursam…
Ben, insanı merkeze alan bir yol arkadaşlığına hizmet ediyorum. Dinliyorum, duyuyorum ve duyduklarımı aynalıyorum. İhtiyacın olan meydan okumayı, seni sabote eden hikâyeleri, gölgede kalmış arzuları, tavan yapmış savunma mekanizmalarını birlikte masaya koyuyoruz.
Ve sen fark ettikçe, soru daha da derinleşiyor:
“Ben gerçekten kimim?”
Bu yolculukta sana bir kolaylaştırıcıyım; hayatının sürücüsü değilim. Direksiyon sende. Ben sadece farlarını biraz daha parlatıyor, görüş açını netleştiriyor, kimi zaman hızını artırıyor, kimi zaman sana güvenli yavaşlamaların önemini hatırlatıyorum.
Yazının başındaki soruya döneyim.
Ben kimim?
Ben; insanın potansiyelini sahiplenmesine tanıklık eden bir koçum.
Konuşmaların satır aralarında saklanan gerçeği duymaya odaklanan bir radarım.
Meydan okuyan, derinleşmeye çağıran, görülmeyeni görünür kılan bir kolaylaştırıcıyım.
Ve her yeni çalışmada yeniden öğrenen, yeniden büyüyen bir insanım.
Şimdi sıra sende.
Kimsin sen?
Bu sorunun cevabı, hayatının tüm yönlerini şekillendirecek kadar güçlü.
Ve cevap, her seferinde yeniden doğmak için seni bekliyor.
Necmettin Akün
Eğitmen, Yönetici Koçu & Mentör

