Bir restorana gidip, elinizdeki menüye 10 dakika boyunca boş boş baktığınız oldu mu? Veya basit bir e-postayı göndermeden önce “Acaba yanlış mı anlaşılırım?” diye defalarca silip yazdığınız?
Büyük kararları (iş değiştirmek, evlenmek, taşınmak) bir kenara bırakın; bazen gün içindeki en ufak seçimlerde bile kilitlenip kalıyoruz.
Genellikle kendimize şu etiketi yapıştırırız: “Ben çok kararsız biriyim.”
22 yıllık deneyimim ve koçluk seanslarında gördüğüm net bir gerçek var: Siz kararsız biri değilsiniz. Sadece zihniniz çok gürültülü.
Radyo Frekansı Bozulduğunda Müzik Duyulmaz
Zihnimizi bir radyoya benzetelim. Aslında “ne istediğinizi” (müziği) içten içe biliyorsunuz. Ama zihinsel frekansınızda o kadar çok cızırtı, o kadar çok parazit var ki, o net sesi duyamıyorsunuz.
Nedir bu gürültülerin kaynağı?
“Mükemmel Olsun” Sesi: “Ya yanlış seçersem? Ya daha iyisi varsa?” (Hata yapma korkusu).
“Başkaları Ne Der?” Sesi: “Annem üzülür mü, patron kızar mı, arkadaşlarım ne düşünür?” (Onaylanma ihtiyacı).
Geçmişin Yankıları: “Daha önce denemiştin, olmamıştı. Yine üzüleceksin.” (Geçmiş deneyimler).
Bu seslerin hepsi aynı anda konuştuğunda, ortaya çıkan şeye “Karar Felci” (Analysis Paralysis) diyoruz.
Kararsızlık Bilgi Değil, Cesaret Eksikliğidir
Çoğu insan, karar verememesinin sebebini “yetersiz bilgiye” bağlar. “Biraz daha araştırayım, biraz daha düşüneyim”derler.
Oysa sorun veri eksikliği değildir. Sorun, verinin fazlalığı ve bu veriyi filtreleyecek duygusal netliğin olmamasıdır.
Bir danışanım (ona Ahmet Bey diyelim), aylardır kendisine gelen cazip bir iş teklifini kabul edip etmemek arasında gidip geliyordu. Avantajları ve dezavantajları yüzlerce kez listelemişti. Ona sadece şunu sordum: “Ahmet Bey, eğer kimse (aileniz, çevreniz) bu kararınızı bilmeyecek olsaydı, ne yapardınız?”
Cevabı bir saniye bile düşünmeden verdi. Gürültü kesildiğinde, cevap zaten oradaydı. Sorun, o cevabı uygulamaya koyacak cesareti toplayamamaktı.
Gürültüyü Nasıl Kısarsınız?
Zihninizdeki bu kalabalık meclisi susturmak için koçlukta sıkça kullandığımız 3 basit yöntemi deneyebilirsiniz:
1. Sesi Dışarı Çıkarın (Yazın)
Düşünceler zihinde dönüp durdukça büyür ve korkutucu hale gelir. Onları kağıda dökmek, somutlaştırır. “Beni korkutan şey tam olarak ne?” diye yazın. Kağıt üzerindeki bir düşmanla savaşmak, hayaletle savaşmaktan kolaydır.
2. “Yeterince İyi” Kavramı
Mükemmel karar yoktur, “seçim” ve “sonuçları” vardır. Kendinize “Bu karar hayatımın sonuna kadar bağlayıcı mı, yoksa düzeltebilir miyim?” diye sorun. Çoğu karar geri alınabilir. Yükü hafifletin.
3. Bedeni Dinleyin
Zihin yalan söyleyebilir ama beden söylemez. Bir seçeneği düşündüğünüzde mideniz mi kasılıyor, yoksa omuzlarınız mı rahatlıyor? Bedeniniz cevabı zihninizden önce verir.
Son Söz
Karar vermek, doğruyu bulmak demek değildir; bir yola girmeyi göze almaktır. Olduğunuz yerde durup düşünmek, sizi hiçbir yere götürmez. Ama yanlış yola girmek bile size “tecrübe” kazandırır ve ilerletir.
Bugün, o ertelediğiniz kararlardan birini seçin. Zihnin gürültüsünü değil, kalbinizin fısıltısını dinleyin.
Necmettin Akün
Eğitmen, Yönetici Koçu & Mentör


